Fransa ve inglitere uzaylılarla ilgili arşivlerini açtı. Tamam okey de... Belki de Türkiye bir gün açığa kavuşacak bu konuyu. Ama o arşivlere baktım baktım anlamadım. Başka dünya var mı yok mu ? Dolaşıp çeviriyorlar bir şeyler... Bir askeri uçakmış diyorlar, bir uzaylının otopsi yapılmış diyorlar... Yanlış anlamayın, “insan nereden geldi?”, ”Tanrı var mı?” vb. Sorunların cevabı bulmak gibi felsefik amaçlarıyla değil. Merak ediyorum sadece, yane varsa başka bir dünya insanların seçme hakkı olsun diye. “batsın bu dünya” derler ya, hangi dünya batsın, pardon? Gezegen olarak mı düşünüyorsunuz, yoksa kastettiğiniz evren-cihan mı? Şimdi uzaylılar varsa bu söylediğiniz onların gezegene hakaret bence. Zavallılar yıllarca ithal ürünlerinden vazgeçmişler, ne ticarete ne de ordusuna önem vermişler. İnsan hakları geliştirelim diye ( bilirsiniz uzaylı da insandır sonuçta ). Emek edenlere maaş zamanında yatsın diye ne çok uğraşmışlar belki. Şimdi, pat! “Adaletsin dünya, cehenneme kadar yolu var” diyorsunuz. Yazık değil mi küçük gri büyük gözlü yaratıklara... Yanlış anlamayın, o amaçla merak ediyorum. Şimdi, iki-üç dünya varsa demokratik bir toplum olarak seçme hakkımız olmalı, değil mi? Hani, Süriyede şu bu kötü dersin, sana da “beğenmiyorsan Almanya'sına git!” derler. Herif de, tam bir hipokrit değilse, bavulunu toplar gider.Öyle bir şey işte. “Dünyayı beğenmiyorsan Alpha Centaurus'a git” desinler, yahu. Yane varsa uzaylılar. Paşa paşa bavulunu toplar, uzay gemimi yıkar gidersin.
Peki, yok olduğunu varsayalım. O da kötü. Gitmek istiyorum da, gidecek yerim yok. Uçağa binsen, trene binsen... Dünya hep! 1-2 kişi göndermişler uzaya da, onu da araştırdım. Bir sefer sağlık kontrolü var, çok sıkıymış. Üstelik geri dönüyormuşsun. Yok öyle olmaz, bre. Gittin mi gitcen.
Fransalar tamam da, bir püzür var ama... Tabi değişik dil konuşyorlar da, aynı şey söylüyorlar. ND'ymiş, AKP'ymiş, Edinarasya'ymiş. Bir elman çıktı saçmalıyor televizyonda. Dinlemek zorunda miyim? Uzay gemimi kontrol edip giderim. Kontrol da şart, bir polis durdurursa... “Aşırı hız yaptınız, 2c üstünde olmaz. Freniniz de bozuk. Efenime söyleyim, asteroid kalkanı çatlamış...” dese? Kontrol ederim ona göre yola çıkarım. Sonra inerim işte bir gezegende... ne savaş var, ne vergi... içki içmek istiyorsan, iç! Karışan mı var? Yok, saçlarımı uzatırım, yok, küpe takarım... tak, kardeşim, ne bakıyorsun sağa sola, hayat senin hayatın. Araştırdım, orada seçimler de yokmuş. Demişler ya: “Özgürlük – zincir seçme hakkı” diye... Heh, zincirin yoksa neyi seçiyorsun bakim? Köpek sahibini seçer, bu iyi insan, bu kötü insan der. Kedi eve bakar. “hah, burdaki koltuk rahat, iyi uyku çekerim orda...”. Öyle işte olmalı! Bu dünyayı sevmedin, gittim, atıyorum, Mars'a. Ne güzel: kırmızı kumlar, 5 aylık yaz, bir metre boyunda karıncalar... Offf... mis gibi de yemekleri yaparlarmış.
Öyle bir film yok. Süriye'n varsa, Süriye'n vardır demek. Türkiyeyse Türkiye. Dünyaysa Dünya. Kırmızı kumları getirt, karıncaları iyi besle... Mecburen yapcan zaten... yada olduğu gibi kabul edeceksin, o da bir seçenek.

0 parmak izi bulundu:
Yorum Gönder